DOLAR 7,0869
EURO 7,6892
ALTIN 388,38
BIST 97.845
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Ne Yapmak Gerekir?

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Ne Yapmak Gerekir?
05.03.2020
7
A+
A-

Diyetisyen Yıldız Melek Aksoylu, bağırsakların ikinci beynimiz olduğunu ve doğrudan bağışıklık sistemini etkileyen faydalı bakterileri içerdiğini belirtti. Aksoylu, “Yeterli miktarda probiyotik ve prebiyotikler alınırsa bağışıklık sisteminin güçlenmesinin yanı sıra kişinin duygu durumunu düzeltme ve bağırsakların işleyişini düzenleme gibi faydalar da sağlanır,” dedi.

PROBİYOTİK VE PREBİYOTİK NEDİR?

Diyetisyen Yıldız Melek Aksoylu probiyotiklerin sağlığı olumlu yönde etkileyen canlı ve faydalı mikroorganizmalar olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bağırsaktaki zararlı bakterilerin çoğalmasını engellerken yararlıların artmasını destekleyerek bağırsak dengesini sağlarlar. En önemlileri laktik asit bakterileridir. Prebiyotikler ise probiyotiklerin etkisini arttıran insan vücuduna faydalı, sindirilmeyen gıda bileşenleridir. Bağırsak florasını desteklerler, aktif olmayan bakterilerin aktif hale gelmesini sağlayarak, gelişimlerine katkı sağlarlar.”

‘BAĞIRSAĞIN CAN DOSTU PROBİYOTİKLER’

Probiyotik içeriği bulunan besinler tüketildiği zaman sindirimi ve vücuttaki enerji kullanımını düzenleyerek kilo kaynına destek olduğunu ifade eden Aksoylu, “Diyetle alınan enerjinin harcanmasını arttırdığı için obeziteyle savaşta çok etkililer. Örneğin, bağırsaktaki faydalı bakteri sayısı zayıf bir kişi ile güçlü bir kişiyi değerlendirelim. Güçlü kişiye 1 dilim ekmek yeterli gelirken, zayıf kişiye 1 dilim ekmek yetmeyecek ve 2. dilim ekmeği talep edecektir. Bağırsak sağlığı kötü olan bireyler gerekli enerjiye ulaşmak için tüketim düzeylerini istemeden yükseltirler. Yapılan çalışmalar diyete eklenen probiyotiklerin ağırlık kaybını desteklediğini ortaya koyuyor,” dedi.

Sözlerine şöyle devam Dyt. Aksoylu:

“Şu soruyu soracak olursak: diyetimize probiyotik takviyesi ve probiyotik içeren besinler eklemek gerekli midir? Tabiki de evet. Fakat takviyelerde dikkat edeceğimiz bir bakterinin probiyotik etkisinden bahsedilebilmesi için bağırsağa kadar canlı ulaşmalıdır. Midedeki güçlü asitlere ve safra tuzlarına dayanıklı olup bağırsağın iç zarına yerleşip burada aktivitesini göstermelidir,” ifadelerini kullandı.

PROBİYOTİK ZENGİNİ BESİNLER

Probiyotiklerin en önemlilerinin laktik asit bakterileri olduğunu ifade eden Aksoylu, “Süt ürünleri en ulaşılabilir probiyotik kaynaklarıdır. Probiyotik zengini besinler yoğurt, peynir, kefir, ayran, keçi sütü, ev yapımı turşu (özellikle lahana ve salatalık), boza, tarhana, bitter çikolata ve Korelilerin çok tükettiği Çin lahanasından yapılan bir yemek olan kimchidir. Vücudumuzdaki probiyotikleri çoğaltabilmenin diğer bir yolu da; probiyotiklerin etkisini arttıran prebiyotik gıdaları tüketmektir,” dedi.

DOĞAL PREBİYOTİKLER

Dyt. Aksoylu, doğal prebiyotikleri de şöyle sıraladı:

“Muz, elma, kuru meyveler, soğan, sarımsak, yer elması, kurubaklagiller, pastörize edilmemiş turşu ve zeytin, dhokla (nohut fermente edilerek yapılmış Hint aperatifi), dosa (pirinç ve siyah mercimek fermente edilerek yapılan geleneksel Güney Hint yemeği), kim Chi (baharatlı, keskin fermente edilmiş lahana, geleneksel Kore yemeği).”

PROBİYOTİKLERİN YARARLARI NELERDİR?

Bağırsağımızdaki faydalı bakterilerin azalması, probiyotik ve prebiyotik yoksunu bir beslenme şeklinin pek çok hastalığı beraberinde getirebileceğini ifade eden Aksoylu,

“Probiyotikler sindirim sistemimize faydalı bakterilerin dengelenmesini sağlarlar. Sindirim bozukluklarını azaltarak, hazımsızlık, şişkinlik, gaz problemlerini önlerler. İshal ve kabızlık tedavisinde destekçidirler. Bağışıklık sistemini desteklerler. Güçlü bir bağışıklık sistemi hastalıklarla mücadelede ve kaliteli bir yaşam için önemlidir. Alerjik hastalıkların ve cilt hastalıklarının tedavisinde destekçidirler. Örneğin sedef hastalığı veya vitiligo hastalığı olan kişiler doktoruna danışarak probiyotik takviyesi alabilirler. Egzama ve sivilcilerin iyileşmesinde etkilidirler. Probiyotikler cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar. Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendirirler.” ifadelerini kullandı.

Özellikle kolon kanserine karşı önlem almakta probiyotik ve prebiyotikten zengin bir beslenme alışkanlığı önemli bir rol alır. Depresyon tedavilerinde de probiyotiklerden yararlanılabilir. Bağırsakları sağlıklı olmayan kişiler kronik yorgunluk, öğrenme güçlüğü, hafıza zayıflığı, isteksizlik gibi pek çok sorunu bir arada yaşayabilirler. Probiyotikler kolesterolü olumlu yönde etkileyerek kalp ve damar sağlığını destekler ve kalp için faydalı olan yağların etkinliğini arttırırlar. Yağ metabolizması üzerinde aktiftirler. Ritim bozukluğu ve çarpıntıları önlerler. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı koruyucu bir göreve sahiptirler. Özellikle vajinal mantar enfeksiyonlarına karşı oldukça etkilidirler. Göz kuruluğu ve görme sistemi üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.