DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Savaş ve çocuklarımız…

Savaş ve çocuklarımız…
05.03.2022
35
A+
A-

Gizem: Melis, annemler bizde bir aydır. Babam akşam haberlerini hiç kaçırmaz. Şu aralar babam haberleri açınca Lorin’i arka odaya kaçırıyorum. O sırada ne kadar oyun oynuyor olsa da bir gözü televizyonda ve aslında her şeyi dinliyor, farkındayım. Savaşa dair görseller ve konuşmalar bilinçaltında olsun istemiyorum. Ben bir şekilde hallediyorum da, seni merak ettim. İkizleri koruman pek mümkün değil.
Sen ne yaparsan yap okulda arkadaşlarından duyacaklar… Konuştunuz mu hiç savaş hakkında?

Melis: Sorma Gizem, dün şöyle bir şey oldu. Evde haber açmıyoruz ve sosyal medya da kullanmıyorlar ama kontrol etmek için sofrada sordum “Şu an dünyada neler oluyor, biliyor musunuz” diye. Mehmet hemen atladı “Biliyorum tabii, Ukrayna’da savaş var” diye. Sonra Deniz birden ağlamaya başladı. “Ne oldu kızım” dedim. Beni elimden tutup odaya götürdü. “Çocuklar ölüyor anne, bana niye hatırlatıyorsun, çok üzülüyorum, dayanamıyorum” dedi. “Sen nereden biliyorsun kızım” dedim. “Arkadaşımın annesi söyledi.
Biz gürültü yapınca ‘Ukrayna’da çocuklar ölüyor, siz burada şımarıklık yapın ancak’ dedi. Ben de çok üzüldüm” diye anlattı.

Gizem: Aaa, daha neler! Söylenecek laf mı bu çocuklara! Kendini suçlu hissettirmiş resmen…

Melis: Aynen öyle, o kadar duygusal bir çocuk ki nasıl vicdan azabı duymuş. Daha küçük çocukları koruyabiliyorsun bir şekilde ama yaş büyüdükçe bilgi kirliliğinden etkilenme ve endişe oranı artıyor.

Gizem: Evet, çok haklısın. Sen konu hakkında kimseyle konuştun mu? Çocuklarla nasıl konuşmak gerekiyor bu konuyu?
Melis: Uzm. Psk. Dan. Şükran Başarır’ı aradım. O kadar önemli şeyler söyledi ki…

‘Yaşına uygun şekilde, gerçek bilgiler verin’
Uzm. Psk. Dan. Şükran Başarır

* “Bizde de olur mu, biz de ölür müyüz” gibi endişelerini gösteren sorular sorabilirler. Çocuk ne soruyorsa önemsemek, geçiştirmemek, onun aklına yatacak ve sakinleştirecek cevaplar vermek çok önemli. Her sorusuna doğru ve yaşına uygun cevap vermek, çocuğun kaygısını arttıracak şekilde yüksek bir duygusal tondan konuşmamak, fazla uzun ve karmaşık bilgilere girmemek gerek. “Savaş bitmiş, yok o kadar da kötü değilmiş, her şey hallolmuş” gibi gerçekdışı umut da vermemeliyiz. Çocuk sağdan soldan farklı bilgiler aldığında hem anne-babasına
hem dünyaya güveni sarsılır.

*Örneğin şöyle bir cevap verebilirsiniz:
“Biz şu an savaş olan bölgeye uzağız, bizim ülkemizin savaşla bir ilgisi yok, biz güvendeyiz, savaş başladığında o bölgedeki insanlar daha güvenli başka bölgelere gidiyorlar, onlara yardım eden insanlar oluyor. Savaşın bitmesi için çabalayan insanlarda var. Oradaki savaş için üzülüyoruz ama emin ol şu an biz güvendeyiz, bu savaşın bir an önce bitmesini diliyoruz.”

* Felaket dönemlerinde en riskli şey bilgi kirliliği. Çocuklar kontrolümüz dışında yalan yanlış şeyler duyup görebiliyor. Önemli olan çocuklarımıza çok küçük yaşlardan itibaren her yaşında “Seni üzen, kafanı karıştıran, kızdıran, çok merak ettiren ne olursa bizimle paylaşabilirsin ve bize
ne istersen sorabilirsin” güvenini verebilmek. Çocuklar özellikle yatma zamanından önce hassas oldukları konuları, kafalarına takılan meseleleri paylaşmaya yatkın olur. Yeter ki biz o güvenli ve sakin ortamı sağlayabilelim. Böyle zamanlarda “Bu duyduğun biraz eksik, bunun gerçeği şu…” diyerek gerçek bilgileri sakinlikle verebilirsiniz. Çocuklar cevap alabileceklerini bildikleri ve sakinlikle cevaplandıkları zaman soru sormaktan çekinmezler ve anne-babalarıyla zorlandıkları konuları konuşabilmek onları rahatlatır.

* Bizim kültürümüzde ne yazık ki bazı yetişkinler çocukları felaketlerle korkutma, suçlu hissettirme, utandırma gibi şeyleri eğitim aracı olabilirmiş gibi kullanabiliyor. Bu, çocukları eğitmediği gibi ruhsal durumlarına da iyi gelmez. Savaşı lütfen çocukların imkânlarını başka çocuklarla kıyaslamak veya çocuklara en kötü şartları göstermek gibi niyetlerle kullanmayalım.

* “Savaş neden oluyor” sorusunu soran çocuğa belki şöyle bir yanıt verilebilir: “Maalesef hayatta hem kötü şeyler hem de iyi şeyler olabiliyor… Bazı insanlar veya ülkeler çok öfkeli olabiliyor ve öfkelerini iyi yönetemeyip çok büyük yanlışlar yapabiliyorlar. Bu kadar büyük yanlışların hiçbir şekilde geçerli bir sebebi, mantıklı bir açıklaması olamaz; savaştıkları ülkeye verdikleri zarar kadar kendi ülkelerine de zarar verirler. Savaş böyle
bir şey. Dünyada savaş kesinlikle olmamalıydı. Savaşa karşı olan çok fazla insan var ama ne yazık ki bazen, bazı bölgelerde böyle çok üzücü şeyler olabiliyor.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.