DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü

‘Sonraki salgınlara hazırlıklı değiliz’

‘Sonraki salgınlara hazırlıklı değiliz’
14.03.2022
94
A+
A-

Bu aralar pek çok açıdan eski normalimize dönmüş gibi hissetsek de aslında virüsün etkisi tam olarak bitmedi. Haliyle biz biraz umut biraz bıkkınlıkla şu soruyu sormadan duramıyoruz: Pandemi tam anlamıyla ne zaman bitecek? ‘Akdeniz Dünyasında ve Osmanlılarda Veba 1347-1600’ adlı kitabın yazarı ve Osmanlı’da veba salgınları üzerine çalışan pandemi tarihçisi Doç. Dr. Nükhet Varlık’a bu soruyu sorduk. Bu konuda net bir şey söylemenin mümkün olmadığını anlatan Varlık “Daha hızlı bulaşan ama daha hafif bir hastalığa neden olan Omikron varyantı çoğumuz için pandeminin bittiği ya da yakında biteceği fikrini yaygınlaştırdı. Ama dünya genelinde bu virüse bağlı vefatlar hâlâ çok yüksek” diyor.

* COVID-19 iki yıldır hayatımızda. Ne zaman tam anlamıyla pandemi bitti diyebileceğiz sizce?
Bunun cevabı biraz belirsiz. Eğer burada kasıt son iki yıldır yaşadığımız halk sağlığı düzenlemelerinin hafifletilmesi ya da kaldırılması, pandemiden önceki gibi yaşamaya geri dönmekse, aslında büyük ölçüde o noktaya gelmiş sayılırız. Ancak bu virüsün etkisini yitirdiği ya da artık kimseye bulaşmadığı anlamına gelmiyor tabii ki… Mart 2022’nin ilk haftasında dünya genelinde 10 milyondan fazla yeni vaka ve 50 binin üzerinde yeni vefat kaydedildi. Sadece bu son haftanın verilerine bakarak pandeminin aslında bitmekten çok uzak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Bu pandemide safsataların sosyal medyayla yayıldığını gördük. Bu çok endişe verici bir gelişme.”

‘Ölümler hâlâ çok’

* Omikron varyantının pandemi üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
Son aylarda yaşadığımız Omikron fırtınası pandeminin seyrini birçok anlamda değiştirdi. Daha hızlı bulaşan ama daha hafif bir hastalığa neden olan bu varyant çoğumuz için pandeminin bittiği ya da yakında biteceği fikrini yaygınlaştırdı. Her ne kadar şu son 2-2.5 aydan beri yaşadığımız dalga artık hafiflemeye başlamış olsa da dünya genelinde COVID-19’a bağlı vefatlar hâlâ çok yüksek: Aralık 2021’den beri 1 milyondan fazla ölüm yaşandı. Bu veriler maalesef pandeminin daha bitmeyeceğini düşündürüyor.

* 2022’nin devamı için neler öngörüyorsunuz?
Endişe verici yeni bir varyantla karşılaşmazsak ve vaka sayıları düşmeye devam ederse gevşetilmiş halk sağlığı düzenlemeleriyle hareket etmeye devam edebiliriz. Ancak endişe verici yeni bir varyant yayılmaya başlarsa yine en başa dönebiliriz. Dünya üzerinde henüz tespit edilmemiş birçok yeni varyant dolaşıyor ve her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bu yeni varyantların ne derece yaygınlaşabileceği hem varyantın bulaşıcılık oranıyla hem de doğal yolla ya da aşıyla edinilmiş toplum bağışıklığının koruyuculuğuyla bağlantılı. Dünya nüfusunun çoğunluğu hâlâ aşılanmamış olduğu için bu ihtimalleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Sonraki salgınlara hazırlıklı değiliz
Doç. Dr. Nükhet Varlık

* Sizce Türkiye Omikron varyantını nasıl geçirdi?
Türkiye’de son 28 gün içerisinde kayda geçirilmiş yeni vaka sayısı 2 milyonun üzerinde. Buna göre şu anda ülkemiz dünya genelinde 7’nci sırada. Vaka sayıları düşüşte ama yine de son 6 aydır ortaya çıkan vefatlar pandeminin en başından beri hâlâ en üst seviyelerde. Birçoğumuz Omikron’u hafif atlatmış olabiliriz ama COVID-19’a bağlı vefatlar henüz azalmış değil.

* Birçok biliminsanı insanın doğaya verdiği tahribat gibi nedenlerle yeni salgınlarla karşılaşmanın çok da sürpriz olmadığını söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ormanların yok edilmesi, doğal hayata verilen zararlar, biyolojik çeşitliliğin azalması, kontrolsüz kentleşme, havayı, toprağı, su kaynaklarını zehirleyen endüstriyel kimyasal atıklar vb… Tüm bunlar yeni bir pandemi için gerekli reçeteyi oluşturuyor. Dünyada yaşanacak 1 derecelik artış bile doğal hayatta yaratacağı dengesizlikler sonucunda hayvanlardan insanlara geçecek yeni hastalıkların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Üstelik son bulgulara göre önümüzdeki 20 yıl içinde bu artış 1.5 derecenin üzerinde olacak. Yani 2040’a kadar bizi yaklaşık son 150 yılda yaşadığımız iklim değişikliğinden daha dramatik bir değişim bekliyor. Şu şartlar altında ‘Acaba bir daha böyle bir pandemi olacak mı’ yerine ‘ne zaman olacak’ diye sormak daha doğru…

‘Yine öğrenemedik’

* Bir sonraki olası salgın için hazırlıklı mıyız? Bu salgından, bizi bir sonraki salgına hazırlayacak ne öğrendik?
Maalesef değiliz. Nasıl bundan önceki salgınlardan öğrenmemiz gerekenleri öğrenemediysek, bu sefer de öğrenemedik. Bir sonraki salgına, ki bu şüphesiz olacak, yine ‘hazırlıksız’ yakalanacağız. Pandemiler, deprem ya da tsunami gibi önlenemez doğal afetler değildir. Pandemileri önlemek için yapılması gerekenler zaten bilim dünyasında uzmanlar tarafından biliniyor. Ancak COVID-19’da gördüğümüz gibi hükümetler bunları uygulamaya koymadı ya da geç koydu. Burada amaç şu ya da bu ülkeyi suçlamak değil. Ama dünyada 6 milyondan fazla can alan bir salgından söz ediyoruz. Üstelik bunlar sadece resmi rakamlar. Kayda geçirilmeyen vefatlar bunun şüphesiz katbekat üzerinde.

* COVID-19 pandemisini geçmişteki salgınlarla karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?
Bu pandemiyi geçmiş pandemilerden ayıran ve üzerine dikkatlice düşünmemizi gerektiren önemli noktalardan biri, bilim karşıtlığının yaygınlaşması. Bilimsellikten uzak safsataların sosyal medya aracılığıyla yayılması son derece endişe verici bir gelişme. Örneğin aşı karşıtlığı tarihin hiçbir döneminde bu derece geniş ölçüde alıcı bulmadı. Toplum genelinde doğru bir bilimsellik anlayışını tesis etmek için halkın bilinçlendirilmesi ve eğitim esas. Hem ekonomik zararla hem de can kaybıyla iki yıldır pandeminin yükünü omuzlayan toplumlar bu hedefe yönelik kalıcı adımlar atmalı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.